Haberler
Podcast’e ilgi neden artıyor?
Podcast ekosistemi tüm boyutlarıyla büyütüyor. Ancak podcast yayıncılığının esas gelişimini “içerik kalitesi ve değeri” belirleyecek.
Yayınlanma tarihi
3 yıl önceon
Yazar :
Özcan YazıcıPodcast sözcüğü Türkiye’de hala birçok kişi için yeni bir kavram. Ama pandemi sürecinde, eve kapanılan günlerde yıldızı bir anda parladı. Hem Dünya’da hem de Türkiye’de dinleyicisi de, yayıncısı da arttı.
Podcast’e ilginin bu denli yükselmesinin elbette tek nedeni pandemi değil. Yeni bir mecra olarak “sesin” cazibe merkezi haline gelmesi, hedef kitleye ulaşmada benzersiz bir iletişim olanağı sağlaması ilginin artmasını destekledi.
Anımsatmakta yarar var. Hâlâ podcast’in ne demek olduğunu bilmeyenler için, “radyonun dijitalleşmiş hali” diyebiliriz. İsteğe bağlı, indirilebilir ses dosyası olan podcast’i istediğiniz zaman, istediğiniz koşullarda dinleyebilirsiniz, bildiğimiz radyodan farklı olarak.
Sosyal medya çağında, yazı, fotoğraf, videonun yaygınlaştığı bu dönemde, sese ilgi neden artıyor? Milyonlarca kullanıcısı olan Facebook, Instagram, Twitter, TikTok, Youtube gibi platformlar varken, neden podcast yayınlarına ilgi büyüyor?
Araştırma şirketi Nielsen’in birkaç gün önce yayınlanan “Podcasting Today” raporuna göre ABD’de günlük podcast dinleyicilerinin yüzde 50’sinden fazlası son iki yılda podcast dinlemeye başlamış.
2015 yılında yayınlanan podcast sayısı 51 bin 144 iken 2019 yılında 318 bin 517 oldu. 2020’de ise neredeyse 3 kat artarak podcast sayısı 885 bin 262’ye ulaştı. Ama esas patlama pandeminin en yoğun yaşandığı günler olan 2021 ve 2022’de gerçekleşti. www.podcastindex.com’un son verisine göre yayınlanan podcast sayısı Mayıs 2022’de 4 milyon 113 bini aşmış durumda.
Türkiye’ye ilişkin henüz kapsamlı bir araştırma ve rapor yok, ama podcast’e yönelik ilgi İngiltere, AB ülkeleri, Avustralya, Yeni Zelanda, Kanada, Hindistan, hatta Afrika ülkelerinde bile artıyor.
Kapsamlı veriler olmasa da Türkiye’de de son birkaç yılda podcast yayıncı ve yayınlarında büyük bir artış olduğunu görüyoruz. Bağımsız yayıncıların yanı sıra, sayıları her geçen gün çoğalan kurumlar, STK’lar, şirketler de kendi podcast’lerini başlatarak bu yeni mecraya adım atıyorlar. Yine podcast odaklı girişimler, işler ve meslekler de çoğalıyor.
PODCAST’E BAŞLAMAK KOLAYLAŞTI
Peki neden? Bu ilgiyi tetikleyen ne oldu?
Kuşkusuz bu yükselişin arkasında birden fazla güçlü neden var.
Bir önceki yazımda da aktardığım gibi aslında podcast 2004 yılından beri hayatımızda yer alıyor.
Ama 2019 yılından itibaren podcast alanında yaşanan patlamada en büyük etkiyi Spotify’ın bu alana büyük yatırım yapması oldu. Podcast, deyim yerindeyse Apple’ın hakimiyetinde ve himayesinde kendi halinde kapalı bir ekosistem yapısında ilerliyordu. Ancak Spotify kapısını açınca hem milyonlarca kullanıcısına podcast sundu hem de Apple ekosisteminin dışındaki dünyaya da ulaştırarak kapsama ve erişim alanını büyüttü.
Spotify’ın bu atılımı Apple’ı da kış uykusundan uyandırdı ve Apple Podcasts 2021’de yeni yatırımlarla altyapısını tamamen yeniledi. Spotify’ın ardından Deezer da müziğin yanı sıra podcast’e yöneldi. Büyük çoğunluğu ABD merkezli daha onlarca küçük büyük şirket podcast ekosistemi içerisinde ürün ve hizmet geliştirmeye başladı.
Bu teknoloji yatırımları milyonlarca yeni dinleyiciye erişme olanağı tanıdığı gibi aynı zamanda podcast’e giriş ve başlama eşiğini basitleştirerek içerik geliştirmeyi ve yayınlamayı destekledi. Hatta bugünlerde yaygınlaşmaya başlayan yapay zekâ destekli araçlarla kayıt, düzenleme, yayınlama ve dağıtım sürecini kolayca çözebiliyorsunuz. Bugün itibariyle en büyük zorluğun kişi ve kurumların podcast farkındalığıyla vizyon eksikliği ve strateji geliştirememe olduğunu söyleyebiliriz.
SOSYAL MEDYA KARMAŞASINDAN KAÇIŞ
Bu teknik nedenin dışında önemli bir başka neden de sosyal medya platformlarının odağında olduğu dijital iletişim alanında yaşanan kargaşa, milyonlarca mesaj arasında kullanıcıların zihinsel olarak giderek yorulması ve platformlardan kaçışın hızlanması bir anda yeni bir mecra olarak “sesi” cazibe merkezi haline getirdi.
Yayıncı ile dinleyici arasında kurulan sakin “iletişim” ve “ilişki” sosyal medyanın karmaşasının ardından birçok kişinin podcast’i keşif sürecini hızlandırdı. Mobil yaşamın kökleştiği bir süreçte radyoyu bilen ve alışkın olanlar için “indirilebilen” ve “isteğe bağlı” ses dosyaları yeni ve benzersiz bir fırsat sundu; podcast’ler bilgi edinmenin, eğlenmenin yeni mecrası olmaya başladı.
Podcast’i keşfeden kuşkusuz yalnızca “dinleyiciler” olmadı. “Sesini” duyurmak isteyen ilgili, istekli olan herkes ve her kurum içerik geliştirerek bu yeni mecrada yer almaya, bu kitlelere ulaşmaya çalıştılar. Radyoda olduğu gibi bir “onay” mekanizmasının ortadan kalkması, isteyen herkesin programını (podcast’ini) kaydedip birkaç adımda kendi özgür iradesiyle hemen yayınlayabilmesi potansiyel olarak herkesi yayıncı, herkesi dinleyici haline getirdi.
PODCAST’İN YARATTIĞI ETKİ
Podcast’i yeni odak haline getiren nedenlerden birisi de sunulan içeriğin dinleyici tarafından yüksek oranda algılanması, alınması. Bir dinleyici ilgi duyduğu, sevdiği bir podcast’in “oynat” butonuna bastığında, sunulan mesajla bir Facebook, Twitter paylaşımıyla karşılaşmasının ötesinde bir iletişim kurabiliyor. Birçok araştırmanın da gösterdiği gibi kulağına konuk olduğunuz dinleyici podcast’te aktarılan içeriğin(mesajın) yüzde 70-80’den fazlasını algılıyor, düşünüyor, heyecanlanıyor. Bu, belki de hiçbir dijital mecranın sunamayacağı muhteşem bir olanak. Bu konuda farkındalığı artan kişi ve kurumlar hedef kitlelerine ulaşabilmek ve özgün içerikler geliştirebilmek için daha fazla kafa yormaya başladılar.
Sosyal medyada olduğu gibi milyonlarla, hatta yüzbinlerle kurulan bir iletişim yerine podcast aracılığıyla binlerle, hatta bazen yüzlerce kişiyle kurulan iletişim, ilişki şekli daha “değerli” oldu. Arzu, istek, heyecan, merakla podcast yayınına yönelen dinleyicinin, yayıncıyla kurduğu ilişki şekli kargaşadan uzak, daha kaliteli, seçkin bir zemin oluşturdu.
PODCAST’TE SINIR HEDEFLERİNİZ VE HAYALLERİNİZ
Podcast’e ilginin artmasında bir başka neden de, yazı, video gibi iletişim araçlarına göre sesi tüketmenin daha kolay olması, mobil yaşamın içerisine insanlara esneklik ve süreklilik sunması. Podcast’i “nerede, ne zaman ve nasıl” istiyorsanız öyle dinleyebilirsiniz. Kontrol tamamen sizde. Bu yüzden özellikle Z kuşağı ve onlara yakın kuşaklar arasında podcast çok daha fazla ilgi görüyor.
“Podcast nedir?” sorusuna teknik olarak daha net ve sınırlı bir yanıt vermek mümkün olsa da, “hangi içeriğin podcast olduğu” konusunda verebileceğimiz tek yanıt, “hayallerin sınırı” olabilir. Belirli bir hedef kitle için sesi kullanarak yaratmak istediğiniz her türlü içerik sizin podcast’iniz olabilir. Ses dosyanızı kaydedersiniz, düzenlersiniz (prodüksiyon), sunucuya yüklersiniz ve Spotify, Apple Podcasts gibi onlarca dinleme platformuna dağıtırsınız. Hepsi bu! Eğer akademideyseniz bu bir ders içeriği olabilir, bir haber bülteni olabilir, bir eğlence kaydı olabilir, bir yarışma olabilir, bir eğitim kursu olabilir, şirket içi bir İK yayını olabilir, tiyatro olabilir ve daha birçok şey olabilir. Siz “ses” ile ne hedeflerseniz, ne yapmak isterseniz podcast odur. Yeter ki, seçtiğiniz hedef kitleniz için dinlemeye “değer” bir içerik sunsun. Tek engel, “hedefleriniz ve hayallerinizin” sınırı.
Açıkçası podcast’in bu yönüne ilişkin farkındalık, tasarım ve yaratım süreci henüz gelişme aşamasında. Geleneksel kültürel davranış ve kalıpların ötesine geçmek akşamdan sabaha olmuyor. Ama podcast’e yönelimin güçlenmesini sağlayan nedenlerden birisi de bu. Her kişi ve kurum için içerik keşif yolculuğu sürüyor.
PODCAST GELİR MODELLERİ İLGİYİ DESTEKLİYOR
Podcast’in bu hızlı yükselişini destekleyen bir başka etken de, artan dinleyici ve yayıncı sayısına paralel olarak gelir model ve kaynaklarının da oluşmaya ve gelişmeye başlamış olması. Özellikle podcast reklamlarında da son birkaç yılda büyük artış oldu. Yine birkaç gün önce yayınlanan 6. IAB ABD Podcast Reklam Geliri Raporu’na göre, ABD podcast reklam geliri büyümesi 2021’de çarpıcı bir şekilde arttı ve 1.4 milyar dolara ulaştı. Bu rakamın 2022 sonunda 2 milyar doları aşması, 2024’te ise 4,2 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Türkiye’de henüz podcast reklamcılığına ilişkin kayda değer veriler oluşmamış olsa da, yayın ve yayıncı sayısının artışına bağlı olarak podcast reklamcılığının da gelişeceği açık. Yine sponsorluk anlaşmaları, markalı podcast yayınları, Spotify ve Apple Podcast’in öncülük ettiği podcast abonelik modeli, Patreon gibi platformlar üzerinden gerçekleşen dinleyici bağışları gibi farklı gelir modelleri de yine yaygınlaşıyor.
Özetle, tüm bu etkenler birlikte çarpan etkisi yaratarak podcast ekosistemini tüm boyutlarıyla büyütüyor. Bundan sonraki sürecin ve gelişimin bir parçası teknoloji geliştirme ve altyapıyla ilgili olmaya devam edecek. Önceki yazımızda da söz ettiğimiz gibi güçlü bir olasılıkla, podcast yayıncılığı giderek ses ve videonun karışımıyla hibrit bir yapıya doğru evrilecek. Ancak podcast yayıncılığının esas gelişimini “içerik kalitesi ve değeri” belirleyecek. İnsanlara (hedef kitlelere), 10 dakika, 20 dakika ya da 60 dakika boyunca o yayını dinlemekten kaçınamayacakları içerikler üreten ve istikrarlı biçimde sunan podcast’ler ilgi görmeye devam edecek. Bunların sayısının artış oranı da gelişimin hızını ve mesafesini belirleyecek.
NOT: Bu yazı ilk olarak Gazete Duvar‘da yayınlanmıştır.
Beğenebilirsin
Araştırma
Sesli yapay zekaya ilgi artıyor, ancak reklam ajanslarına göre hala insan sesi üstün
Voices pazar araştırmasına göre, sesli yapay zekaya ilgi artmaya devam ediyor, ancak reklam ajansları insan sesinin hala üstün olduğu konusunda hemfikir.
Yayınlanma tarihi
23 saat önce=>
2 Nisan 2025Dünyanın önde gelen ses çözümleri platformu Voices, bugün reklam ajanslarının üretken yapay zeka çağında seslendirmeyi nasıl tedarik ettiklerini ve kullandıklarını araştıran bir pazar araştırması olan Reklam Ajansı Trendleri Raporunu yayınladı.
Seslendirme yapan yüzlerce reklam ajansıyla bağlantı kuran rapor, katılımcıların yarısından fazlasının (%56) yaratıcı sürecin bir noktasında yapay zeka sesi kullandığını ortaya koyuyor. Buna rağmen, sektör genel olarak, özgünlüğü daha güçlü duygusal rezonans ve ilişkilendirilebilirlik sağladığı için insan sesinin nihai prodüksiyonlar için yeri doldurulamaz olduğu konusunda hemfikir.
Ajansı seslendirme için Voices kullanan HOGARTH STUDIOS’ta Yardımcı Ses Prodüktörü Kyle St. Agathe, “Yapay zeka ve teknolojinin yükselişiyle zaman çizelgelerini karşılamak daha kolay hale geliyor olabilir, ancak her dilde tercüme edilebilen özgünlüğe duyulan ihtiyaç da devam ediyor” diyor.
Rapor, yapay zeka tarafından üretilen seslendirmelerin yer tutucular ve ilk taslaklar sağlayarak yaratıcı süreci hızlandırmaya yardımcı olduğunu ve müşteri inceleme aşamalarında hızlı yinelemelere olanak tanıdığını ortaya koydu.
Voices Pazarlama Direktörü Ruth Zive, “Ajansların, özellikle yeteneklerin çıkarlarını gözeten etik bir şekilde yaklaşıldığında, yaratıcı süreçlerine yapay zeka seslendirmelerini dahil etmeye yavaş yavaş ısındığını görüyoruz. Seslendirmede yapay zeka söz konusu olduğunda, asıl fırsat, yaratıcı içeriğin gerçekten yankı uyandırmasını sağlayan insan dokunuşunu kaybetmeden iş akışlarında verimliliği artırmak arasındaki doğru dengeyi bulmakta yatıyor” diyor.
Raporda öne çıkan diğer önemli noktalar arasında şunlar yer alıyor:
- Teknoloji, seslendirme iş akışlarını yeniden tanımlıyor: Ankete katılan ajansların %87’si, seslendirme kayıtlarının çoğunun uzaktan tamamlandığını ve Voices, Zoom, Source Connect, Google Meet ve Microsoft Teams’in işbirliği için en yaygın kullanılan platformlar olduğunu söylüyor.
- Ajans kreatifleri yapay zeka ses kullanımı konusunda ikiye bölünmüş durumda: Ajansların %56’sı kreatif süreçlerinde yapay zeka sesi kullanırken, bu grubun %80’i yapay zeka sesini kaba çekimlerde ve cızırtılarda kullanıyor. Ajansların %44’ü ise insan sesini tercih ettiklerini, kaliteyle ilgili endişelerini ve etik kaygılarını gerekçe göstererek yapay zeka sesi kullanmıyor.
- Seslendirme yeteneklerinde çeşitlilik önemli: Katılımcıların %63’ü Kuzey Amerika dışından seslendirme yeteneklerini işe aldı; bu da reklamcılıkta yerelleştirmenin önemini ve talebini yansıtıyor.
- Müşteriler arkadaş canlısı ve ilişki kurulabilir sesler istiyor: “İlgili”, ‘Duygusal’ ve ‘Empatik’, müşteri brief’lerinde en sık talep edilen seslendirme tonları oldu.
Raporun tamamını BURADAN okuyabilirsiniz.
Haberler
Audacy’den ücretsiz ‘sınırsız’ barındırma hizmeti: Audacy Creator Lab
Audacy, podcast yaratıcılarını desteklemek ve geniş ölçekte reklam fırsatları sunmak için tasarlanmış bir girişim olan Audacy Creator Lab’in başlatıldığını duyurdu.
Yayınlanma tarihi
1 gün önce=>
2 Nisan 2025Audacy, podcast yaratıcılarını desteklemek ve geniş ölçekte reklam fırsatları sunmak için tasarlanmış bir girişim olan Audacy Creator Lab‘in başlatıldığını duyurdu. Duyuru Chicago’daki Podcast Movement Evolutions’da yapıldı.
Audacy tarafından 2021 yılında satın alınan Podcorn’un temelinde geliştirilen Audacy Creator Lab, Audacy’nin 20.000’den fazla program ve 40.000 içerik oluşturucudan oluşan içerik oluşturucu pazarını genişleterek reklamverenlerin birden fazla barındırma platformunda yüksek katılımlı, tam olarak hedeflenmiş kitlelere ölçekli olarak ulaşmasını sağlıyor.
Audacy Creator Lab ayrıca, ana bilgisayar tarafından okunan sponsorluklar ve dinamik olarak eklenen önceden kaydedilmiş reklamlar aracılığıyla para kazanma fırsatları sunarak, küçük bağımsızlardan gelişmekte olan programlara kadar her boyuttaki içerik oluşturucuyu desteklemek için tasarlanmıştır.
Audacy’nin podcast yaratıcılarının işlerini büyütmelerine yardımcı olma taahhüdünün altını çizen Audacy Creator Lab, yeni podcast yaratıcıları için ücretsiz barındırma ve para kazanma hizmetleri de sunarak onları daha fazla reklamverene bağlayacak ve böylece kaynaklarının daha fazlasını tutkularını beslemeye ve harika içerikler üretmeye ayırabilecekler.
Audacy İşletme Direktörü Chris Oliviero, “Audacy Podcast Network ve sahip olduğumuz ve işlettiğimiz programlarla eşleştirildiğinde, Audacy Creator Lab podcast tekliflerimizi artık derinlemesine bağlı, niş toplulukları ve yeni nesil yaratıcıları içerecek şekilde genişletiyor. Platformda ek reklam özellikleri sunuldukça, hem reklamverenler hem de içerik oluşturucular için daha da fazla fırsat ortaya çıkacaktır” dedi.
Haberler
Markalı podcast’inizi kim sunmalı?
Kurumların, şirketlerin “markalı podcast’lere” ilgisi artıyor. Peki, başlatacağınız bu podcast’e kim ev sahipliği yapmalı? CEO’nuz ya da bir başka yöneticiniz mi? Karar verirken nelere dikkat etmeniz gerekiyor? Kattie Laur, bu kapsamlı yazıda tüm yönleriyle analiz ediyor…
Yayınlanma tarihi
5 gün önce=>
29 Mart 2025Podcast yayıncılığına başlayan markalar için başlangıçtaki en büyük soru genellikle podcast’in hangi sorumluluğa hizmet edeceğidir: Bu bir reklam mı yoksa marka farkındalığı için bir egzersiz mi? Satış huninizin bir parçası mı? Bir kaynak mı? Markalı bir podcast’in hizmet ettiği işlev ne olursa olsun, benim bakış açıma göre en iyileri akıllı, yaratıcı ve bir markayı kişisel hissettiriyor.
Çoğu zaman bu, iyi bir markalı podcast’in iki C-Suite Yönetici arasında geçen bir sohbet olmadığı anlamına gelir. Bu, dışarıda çok sayıda karizmatik CEO olmadığı anlamına gelmiyor, ancak podcast’lerinin öne çıkmasını ve bir etki yaratmasını isteyen markalar için, bugün markalarının hikayesini temsil edecek mükemmel kişiliği bulmak için sadece kültürel zeitgeist’e bakmaları gerekiyor, hatta sadece akranlarına ve meslektaşlarına. Peki ünlüler ve içerik oluşturucular, gazeteciler ve araştırmacılar ve hatta üçüncü kattaki gizli yetenekler arasında, markalı podcast’iniz için en iyi sunucunun kim olduğunu nasıl bileceksiniz? İşte düşünmeniz gerekenler:
Ünlüler ve Etkileyiciler
A-List’ten F-List’e, podcast’inizi sunması için bir ünlüyü işe almak, programınıza anında bir ana akım güvenilirlik duygusu eklemek için harika bir strateji olabilir. Sadece tanınmış bir kişilik bile, fazla pazarlama yapmanıza gerek kalmadan, birilerinin podcast’inizi ilk andan itibaren dinlemesini sağlamaya yetebilir. Bu da iyi bir şey, çünkü programınızı sunması için bir ünlüyü işe almak muhtemelen tüm pazarlama bütçenizi tüketecektir.
Saygıyla andığımız ünlülerin çoğu, aktörlerden müzisyenlere, reality TV yıldızlarından sosyal medya fenomenlerine kadar medya alanında eğitim almış kişilerdir. Bu, her ne kadar konu uzmanı olmasalar da, dinleyicileriniz adına medya eğitimi almış harika “meslekten olmayan kişiler” olarak hizmet verecekleri ve zor bir konuyu ya da zorlu bir hikayeyi kolay anlaşılır hale getirmek için harika bir giriş noktası olabilecekleri anlamına gelir. Drew Barrymore’un kanepesinin aslında sizin podcast’iniz olduğunu düşünün!
Ancak büyük şöhret beraberinde zorlu lojistiği de getirir. Podcast’inizi sunması için bir ünlüyü işe almak istiyorsanız, uzun prodüksiyon sürelerine ve işin tamamını olmasa da çoğunu yapmaya hazır olmalısınız. Ünlü bir sunucu için, podcast gerçekten kendilerine ait olmadığı sürece (örneğin, Benden Daha Akıllı, Conan O’Brian’ın Bir Arkadaşa İhtiyacı Var), mikrofonun arkasına oturup konuşmalarından daha fazlasını beklemeyin. Podcast onların birinci önceliği olmayacaktır. Birçok projelerinin arasına zaman sıkıştırdıkları için kayıt seanslarını planlamak zor olabilir.
Bu aynı zamanda, ünlü sunucunuzun konularınız hakkında giriş seviyesinden daha fazla bilgi sahibi olmasını beklememeniz gerektiği anlamına gelir. Benim bakış açıma göre, podcast’inizi sunması için bir ünlüyü işe almak, yüzeysel hikayeler anlatmanın pahalı bir yoludur. Ancak, markanızın hedefi popüler kültür dünyasında bir sıçrama yapmaksa, bu en iyi yol olabilir!
Konu Uzmanları
Bir yapımcı olarak, uzmanlar birlikte çalışmayı en çok sevdiğim sunucu türleri olmuştur ve birçok şekilde karşımıza çıkabilirler: Gazeteciler, eleştirmenler, profesörler ve araştırmacılar, yazarlar, blog yazarları vb. Günün sonunda kendi alanlarında uzmandırlar, bu konuda tutkuludurlar ve bir mesajı paylaşmaya kendilerini adamışlardır. Katy Milkman harika bir örnek. Finansal hizmetler şirketi Charles Schwab’ın bir podcast’i olan Choiceology’nin sunucusu. Bir Davranış Bilimci olarak yaptığı çalışmalar, programda yaptığı konuşmaları her şeyden önce bilgilendiriyor; finansal hizmetler hakkında olmayan bir podcast, daha ziyade yüksek riskli karar verme konusunda büyüleyici hikayeler.
Bir uzmanla çalıştığınızda, podcast’inize derinlemesine yatırım yapacaklarını ve hatta araştırma, senaryo yazımı ve hatta konuk rezervasyonu gibi prodüksiyon öncesi çalışmalarda size destek olabileceklerini neredeyse garanti edebilirsiniz. Bu kişiler kendi sektörlerini çok iyi bilirler ve en etkileyici kişilerle tanıştırıp tavsiyelerde bulunabilir ve derinlere inebilirler.
Bu, gazeteci Simon Owens’ın da Medya Bülteni’nin yakın tarihli bir sayısında işaret ettiği bir şey; Yaratıcı Ekonominin geleceği için ileri bir dereceye sahip olmanın içerik yaratıcılarına rekabet avantajı sağlayacağı fikri. Medya tüketim alışkanlıkları geleneksel medyadan uzaklaştıkça bunu podcast ortamında da göreceğimizden eminim. Simon, “En büyük finans kanallarından bazıları eski Wall Street bankacıları tarafından yönetiliyor. En büyük sağlık kanalları doktorlar tarafından yönetiliyor. En büyük araba kanalları profesyonel tamirciler tarafından yönetiliyor. Artık neredeyse her kariyer yolunun bağımsız bir medya şirketi yönetmeye açılan bir kapı olabildiği bir çevrimiçi ekosistemde yaşıyor olmamızın gerçekten harika olduğunu düşünüyorum” diyor.
Bununla birlikte, uzman bir sunucunun yatırım yaptığı ilgi ve bilgi düzeyiyle birlikte, güvenilir bir kaynak olarak kişisel hedeflerini uyumlu hale getirme ihtiyacı da ortaya çıkıyor. Sektöründe uzman olan bir sunucu için, yer aldığı içeriğin kendi çalışmaları ve değerleriyle mükemmel bir şekilde uyumlu olması gerekir ki bu da bazen editoryal karar verme sürecinde çatışmalara yol açabilir. Bu da podcast’in asıl “markalı” kısmının bir kenara bırakılabileceği anlamına geliyor. Ancak bu aynı zamanda dinleyicilerin tekrar gelmek isteyeceği yüksek kaliteli içeriğe de hizmet edebilir ve markanın daha fazla görünmesine yol açabilir.
Podcast’inizi sunması için bir konu uzmanını işe almak, bir ünlü kadar pahalı olmasa da, prodüksiyon bütçenizde hesaba katmanız gereken bir şey olacaktır, ancak muhtemelen tonlarca değer katacaktır.
Küçümsenen Dahili İşe Alım
Bütçeniz kısıtlıysa, bu yine de harika bir markalı podcast yapamayacağınız anlamına gelmez. Birçok kuruluş, markalı podcast’lerini sunacak doğru kişiyi ararken içe dönmeyi unutuyor. Bu, kaçırılmış büyük bir fırsat olabilir.
Pek çok şirket, mikrofon uzatılabilecek tutkulu, bilgili ve karizmatik çalışanlara sahiptir. Çalışan Kaynak Gruplarına ve işyeri kültürü girişimlerine liderlik ediyorlar. Zoom’da kurumsal müşterilere teknoloji sorunları ve yeni ürünler konusunda yol gösteren havai fişeklerdir. Podcast sunuculuğu işi için en iyi şirket içi işe alım, iş arkadaşlarıyla harika çalışma ilişkileri olan ve yaptıkları günlük işe tutku duyan kişilerdir. Bu kişiler muhtemelen ekip toplantıları sırasında herkesi güldüren kişilerdir ve muhtemelen C-Suite’de bulunmazlar.
Pek çok marka için C-Suite yöneticileri ilk başta podcast’lerine ev sahipliği yapacak en iyi kişiler gibi görünse de çoğu zaman bir podcast’e ev sahipliği yapmak ve podcast için hazırlık yapmak CEO’nun ilk 5, hatta ilk 10 önceliği arasında yer almaz. Bu durum podcast ve prodüksiyon iş akışı üzerinde zararlı bir etki yaratabilir. Bir CEO’yu haftalık kayıt yapmaya ikna etmek, yetenekli çalışanlarınızdan birkaçıyla medya eğitimi yapmaya kıyasla çok daha zorlu bir görev olabilir.
Mutlu bir şirket yönetiyorsanız, işgücünüz marka hikayesini çoktan benimsemiş ve bunu herkesten daha iyi biliyor demektir. Onlar şirketinizin sesidir. Tüm zamanların en sevdiğim podcast’lerinden biri New York Magazine’de Salı günleri yayınlanan The Cut adlı programdı. En iyi bölümlerinden bazıları, genellikle yalnızca köşe yazılarında görülen yazar kadrosunun mikrofonda bir araya gelerek benzersiz görüşlerini ve deneyimlerini paylaştıkları bölümlerdi. Bu, The Cut’taki yazar odasının insancıllığını ortaya çıkardı ve sadece konular nedeniyle değil, o zamana kadar adını hiç duymadığım insanlar nedeniyle içeriklerine aşık olmamı sağladı.
Harika bir podcast sunucusu olmak için ünlü olmanıza ya da doktora yapmanıza gerek yok – aslında bazen bu tür insanlar en az ilgi çeken kişiler olabiliyor. Bunun yerine, kısıtlı bir bütçeniz olsun ya da olmasın, şirketinizdeki doğal yetenekleri geliştirmeyi seçebilirsiniz ve bunun büyük faydaları olabilir. Bir çalışan podcast sunucusu yalnızca ilgi çekici ve ilgi uyandırıcı içerikler üretmekle kalmaz, aynı zamanda işgücünüzün bir kutlaması olarak da hizmet eder. Bu, potansiyel ve geri dönen müşterilerle paylaşmak için de takdire şayan ve heyecan verici bir şeydir. Yeteneklerinizi yeni yollarla beslememek bir hatadır ve bu mentorluk iyi yapılırsa, yalnızca şirket çapında daha fazla gurur yaratacak ve sağlıklı bir işyeri kültürüne katkıda bulunacaktır.
Kaynak: Kattie Laur / Pacific Content
Sesli yapay zekaya ilgi artıyor, ancak reklam ajanslarına göre hala insan sesi üstün
Audacy’den ücretsiz ‘sınırsız’ barındırma hizmeti: Audacy Creator Lab
Markalı podcast’inizi kim sunmalı?
En son
- Haberler3 yıl önce
Podcast’ten para kazanmanın 12 yolu
- Haberler2 yıl önce
Spotify’dan ‘Şişedeki Çalma Listesi’
- Etkinlik1 yıl önce
‘Podcast Dinliyorum’ etkinliğinin ikincisi 25 Ekim’de
- Araştırma3 yıl önce
Mart ayına Anchor, Buzzsprout ve Spreaker damgası
- Haberler3 yıl önce
Video podcast nedir?
- Haberler3 yıl önce
Podcast’leri nasıl daha hızlı dinleyebilirsiniz?
- Haberler3 yıl önce
Daniel Ek Spotify’ın büyük vizyonunu anlattı
- Araştırma7 ay önce
Popüler podcast yayıncıları sektördeki en büyük zorlukları yorumluyor